Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
“Tarihe bakildiginda 20.yüzyili benim baslattigim görülecektir”
Dehset, 31 Agustos 1888 de sabahin erken saatlerinde basladi. Kabaca sabah 3:45 sularinda Londra’nin East End bölgesindeki, issiz ve los bir sokakta yürüyen hamal George Cross, musambaya sarili bir seye çarpti. Yakindan bakinca, bu yiginin parçalanmis bir kadin vücudu oldugunu anladi. Kadinin daha sonra 42 yasindaki Mary Ann Nicholls adinda bir hayat kadini oldugu ortaya çikti. Girtlagi kesilip karni açilmisti ve cinsel organinda biçak yaralari vardi.
O zaman kimse farkina varmasa da, Mary Anne Nicholls ün bu korkunç ölümü suç tarihinde tüyler ürpertici bir dönüm noktasi teskil edecekti. Bu cinayet, yalnizca önce Londra ya sonra da tüm dünyaya etkisi sok dalgalari seklinde yayilacak bir cinayetler zincirinin ilk halkasi degildi. Ayni zamanda çok daha önemli bir seye isaret etmekteydi: seri seks cinayetlerinin modern döneminin basladigina.
Nicholls cinayetinden bir hafta sonra, ilk cinayet mahallinden 800 metre uzaklikta, pansiyon olarak kullanilan bir binanin arkasinda,kötü beslenme ve veremden muzdarip 47 yasinda bir hayat kadini olan Annie Chapman in parçalanmis cesedi bulundu. Chapman in kafasi neredeyse vücudundan kopmustu, katil tüm buyun adalelerini kesmisti ve neredeyse omuriligini de koparmisti. Ayrica iç organlari da karnindan disari çikarilmisti.
Katilin gerek kimligi asla bilinemeyecekti. Ancak birkaç hafta sonra Metropoliten Polisi kiskirtici bir mektup aldi. Mektup suçlu oldugunu söyleyen sahis tarafindan yazilmis ve takma isimle imzalanmisti. Bu isin halk tarafindan benimsendi. Bu andan itibaren çilgin Whitechapel Kasabi, bu korkunç isimle aranacakti: Karindesen Jack.
Polisin Karindesen in mektubunu almasindan iki gün sonra katil, Elizabeth Stride adinda Isveçli bir hayat kadinin bogazini kesti. Kurban üzerinde diger korkunç seyleri yapamadan, yaklasan bir arabanin sesiyle isini yarim birakmak zorunda kaldi. Oradan hizla kaçan Karindesen, Cathrine Eddowes adinda, kaldirimda sarhos bulundugu için karakola götürülerek ayilana kadar orada tutulan ve henüz saliverilmis olan 43 yasindaki bir hayat kadinina rastladi. Onu issiz bir meydana götürdü ve orada bogazini kesti. Ardindan seytani bir öfkeye kapilarak kadinin yüzünü tamamen parçaladi, vücudunu kuyruk sokumundan gögüs kafesine kadar kesti, bagirsaklarini disari çikartti ve sol böbregini alarak uzaklasti.
Karindesen tarafindan gerçeklestirilen son suç ayni zamanda en korkuncuydu. 9 kasim gecesi, 3 aylik hamile olan 25 yasindaki Irlandali bir hayat kadiniyla onun odasina gitti. Gecenin ortalarina dogru onu yatakta öldürdü, birkaç saat boyunca keyifle cesedi parçaladi iç organlarini disari çikartti, burnunu ve gögüslerini kesti, bacaklarinin etlerini siyirdi.
Bu olaydan sonra, Whitechapel cinayetleri birden bire durdu. Karindesen sonsuza kadar ortadan yok oldu, tarihten çikip efsaneler alemine karisti.
O günden beri konu üzerine kafa yoranlar bir kasaptan Ingiliz tacinin veliahdina kadar bir dolu süpheli öne sürmüslerdir. Bu iddialarin çogu eglenceli okuma malzemeleri teskil eder, ancak Karindesen in gerçek kimligi yüz yildir degismedi: O, merak uyandiran, muhtemelen hiç çözülemeyecek bir sirdir.
”Bogaz bir biçakla kesilmis, kafa vücuttan neredeyse ayrilmisti. Karin kismen parçalanarak açilmis ve her iki gögüs de kesilmis. Burun kesilmis, alnindaki deri yüzülmüs ve uyluklardan ayaklara kadar etler kemikten siyrilmis. Bagirsaklar ve vücudun diger parçalari yoktu, ancak karaciger vs. bu zavalli kurbanin ayaklari arasina yerlestirilisti. Bacaklardan çikarilan etleri gögüsler ve burun katil tarafindan masanin üstüne konmus ve kadinin ellerinden biri midesinin içine sokulmus.”
Karindesen Jack in son kurbani Mary Kelly’nin nasil bulundugunu anlatan 1888 tarihli bir gazeteden.
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Oyunun Adı: (Half-Life 2)
Half-Life 2 bilimkurgu temalı, birinci tekil şahıs gözünden oynanan, Half-Life’ın devamı olarak yapılan bir bilgisayar oyunudur. Valve Corporation tarafından geliştirilen oyun 16 Kasım, 2004 tarihinde piyasaya çıkarılmıştır. 2004 yılında 35′in üzerinde yılın oyunu ödülü almıştır. Daha sonradan Xbox, Xbox 360 ve PlayStation 3 için uyarlanmıştır.
İlk oyunda olduğu gibi yine bu oyunda da Gordon Freeman isimli bilimadamının maceraları anlatılmaktadır. Oyunun büyük bir bölümü Doğu Avrupa’da yer alan kurgusal Şehir-17 ve çevresinde geçmektedir.
Kurgu, ilk oyundan yaklaşık 10 sene sonrasını konu almaktadır. Bu 10 sene içerisinde işgalci uzaylı güç olan Combine, ilk oyunda gelişen olaylar sonucunda dünyayı ele geçirmiş ve insanları köleleştirmiştir.
Oyun Valve’nin geliştirmiş olduğu Source Engine isimli grafik motorunu kullanmaktadır. Ayrıca Havok fizik motoru gibi birçok üçüncü şahıs teknolojiyi içermektedir.
Tags: Half-Life 2, Half-Life 2 bilgileri, Half-Life 2 bilgisayar oyunu, Half-Life 2 download, Half-Life 2 hileleri, Half-Life 2 indir, Half-Life 2 nasıl oynanır, Half-Life 2 online oyna, Half-Life 2 oyna, Half-Life 2 oynama, Half-Life 2 oyunu Posted in Oyunlar | 2 Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Oyunun Adı: (Fallout)
Fallout, Interplay tarafından 30 Eylül 1997 tarihinde piyasaya çıkartılmış ve oyuncular tarafından büyük bir ilgi ile karşılanmış bilgisayar oyunudur. “A Post Nuclear Role Playing Game” (Nükleer Savaş Sonrası Rol Yapma Oyunu) olarakta tanıtımı yapılmış ve bir nükleer savaş sonrasını konu almıştır. Tur bazlı stateji kategorisinde de yer alsa sadece savaş kısmı tur bazlı olup, diğer kısımlar gerçek zamanlı oynanabilmektedir. Oyuncu, bulunduğu sığınağın su üretici yongası bozulan ve yeni bir yonga aramak için yer yüzüne çıkan bir karakteri canlandırmaktadır.
Oyun resmi olmayan olarak Wasteland oyununun devamı olarakta sayılmaktadır. Ancak Electronic Arts (EA) şirketinin oyunun isim haklarını elinde bulundurması nedeni ile oyun farklı bir isim altında çıkarılmıştır. Oyunun içinde Wasteland dünyasına bazı göndermeler bulunması ile beraber farklı bir Fallout evreninde geçmektedir. Fallout’da, esas olarak Steve Jackson Games’in yarattığı “Generic Universal RolePlaying System” (GURPS) sistemini kullanması öngörülmüştü. Ancak, bir iddiaya göre, oyununun fazla şiddet öğeleri içerdiğini düşünen Steve Jackson Games şirketi Fallout’da kendi sisteminin kullanılmasına izin vermedi.
Oyunun Dünyası
Oyun 22. yüzyılda geçmektedir. Oyunun ilginç yanlarından bir tanesi 1950′li yıllarında baş gösteren paranoya ve bilimkurgu öykülerinden etkilenmesidir. Öyleki oyundaki 22. yüzyıl günümüz insanın hayal ürünü değilde 1950′de yaşayan birinin hayal gücünden çıkmışa benzemektedir.
Oyun 2161 yılında geçmektedir. 23 Ekim 2077′de meydana gelen ve sadece 2 saat süren “Büyük Savaş” tan sonra dünya karanlık bir çağa girmiştir. Savaşın en önemli sebebi dünyanın kaynakların gittikçe tükenmesi ve hızla azalan kaynaklardan daha fazla pay almak isteyen ülkelerin, bunun için birbirleri ile çatışmaya başlamalarıdır. Savaştan önce meydana gelen önemli olaylar arasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin Kanada’yı ilhak etmesi ve Birleşmiş Milletler’in varlığına son verilmesi gösterilebilir.
Savaşın yaklaştığını fark eden devletler, savaşın ardından ülkelerinin yeniden yapımında yardmcı olmaları için Vault ismi verilen yeraltı şehirlerini tasarlamışlardır. Ancak savaş başladığı zaman beklenmedik bir şekilde, ABD’nin yaptığı yeraltı şehirleri arasındaki bağlantı kopar. Bunun üzerine, bu şehirler dış dünya ile iletişimden yoksun olarak neredeyse 100 yıl yerin altında yaşarlar.
Oyunun Konusunun Özeti
Oyun Güney Kaliforniya bölgesindeki yeraltı şehirlerinden biri olan Vault 13′te başlamaktadır. Vault 13′de Water Chip adı (Su Çipi) verilen ve Vault’un su ihtiyacını gidermesini sağlayan parça bozulunca, yer yüzüne yedek parça bulmak için seçilen kişi gönderilir.
Tags: Fallout, Fallout bilgileri, Fallout bilgisayar oyunu, Fallout download, Fallout hileleri, Fallout indir, Fallout nasıl oynanır, Fallout online oyna, Fallout oyna, Fallout oynama, Fallout oyunu Posted in Oyunlar | No Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Oyunun Adı: (Max Payne)
Max Payne, Finlandiyalı Remedy Entertainment tarafından geliştirilip, 3D Realms tarafından üretilmiş ve Gathering of Developers tarafından da yayınlanmış bir third-person shooter oyundur. Oyun 25 Haziran 2001 yılında önce Windows için çıkarılmış ardından Rockstar Games tarafından Microsoft Xbox ve Sony PlayStation 2 versiyonları yayınlanmıştır. Ayrıca Macintosh platformu için 2002 Haziran’ında MacSoft tarafından Kuzey Amerika’da ve dünyanın geri kalanı için de Feral Interactive tarafından yayınlanmıştır.
Konu
1. Bölüm: American Dream
Max Payne, 1998 yılında New York Polis Departmanı(NYPD)’nda çalışmaktadır. Bir gün işten eve geldiğinde evin dağıtılmış olduğunu ve holün duvarına sprey boyayla çizilmiş kocaman bir “V” harfi ve ortasından geçen bir şırınga görür. Karısı ve çocuğu da ortada yoktur. Üst kata çıktığında karısı ve çocuğunun bağırtılarını duyar. Çocuğunun odasına girdiğinde karşısında devrilmiş bir beşik ve kanlar içinde beşikte yatan bir bebek ölüsü vardır. Evde silahlı adamlar vardır ve karısı da öldürülmüştür. Max, eve girenleri öldürür ama bu ailesini kurtarmaya yetmez. Karısının ve çocuğunun cenazesi kaldırıldıktan sonra evine giren adamların kanlarında yapılan tahlilde o zamana kadar duyulmamış yeni nesil bir uyuşturucu olan “Valkyr” adlı bir maddenin çıktığını öğrenir. Ailesinin ölümüyle bu madde arasında bir ilişki olduğu açıktır. Bu yüzden daha önce Narkotik Şubesi(DEA)’nden arkadaşı Alex Balder’ın kendisine yaptığı transfer teklifini kabul eder ve tam üç yıl boyunca bu maddenin şehirde alım-satımını yapanın kim olduğunu araştırır. Sonuçta bu maddenin sağlayıcısının Don Angelo Punchinello’nun başında olduğu Punchinello suç ailesinin içinde bir mafya patronu olan Jack Lupino olduğunu öğrenir. Max,kılık değiştirip,kimliğini de gizleyerek şehrin en güçlü mafyasının arasına sızmaya çalışacaktır ve bu görevden yalnızca arkadaşı Alex ve bir başka DEA ajanı B.B’nin haberi vardır. Max birgün B.B’den aldığı bir telefonda Alex’in kendisini Roscoe Caddesindeki metro istasyonunda beklediğini öğrenir. Max oraya gittiğinde Alex’i bulmak yerine kendisini, çok büyük bir banka soygununun içinde bulur. Lupino’nun adamları kapalı bir metro tünelinden yol bulup bir bankayı soymaktadır. Bu esnada her yerde Alex’i arayan Max onu bulur ama tam konuştukları sırada Max’in görmediği bir yerden bir el ateş edilir ve Alex öldürülür.(Tetikçinin yüzünü unutmayın) Max hızla istasyondan çıkar ve aklında tek bir düşünce vardır. O da Lupino’nun Alex’i öldürtüp bunun suçunu üzerine yıkmaya ve kendisini devredışı bırakmaya çalıştığıdır. Max, Jack Lupino’nun oraya çok yakın bir yerde bulunan oteline gider ama kendisini karşılayan Finito kardeşler onun kim olduğunu bilmektedir. Max’in gizli tutulan kimliği açığa çıkmıştır. Max, Finito kardeşleri öldürür. Otelden çıkmak ister ama onların masasının üstünde bulduğu bir mektup buradan çıkışın pek kolay olmadığını gösterir. Jack Lupino’nun sağ kolu olan Vinnie Gognitti tarafından yazılan bir mektupta Don Punchinello’nun adamlarını hizada tutmak için adeta Keyser Söze olarak kullandığı Rico Muerte de oteldedir. Ayrıca radyodan dinlediği bir haberde Alex’in katil zanlısı olarak duyurulur. Artık hem kimliği açığa çıkmış, hem Mafia’nın ölüm listesine eklenmiş, hem de polisin arananlar listesine girmiştir. Kaybedecek birşeyi kalmamıştır artık. Rico’yu da öldürüp otelden çıkan Max, Jack Lupinoya ulaşmak için adamı Vinnie Gognitti’yi bulmaya çalışır. Onun kaldığı yere giderken siyah bir Mercedes içinde Rus mafyasının lideri Vladimir Lem’i görür. Lem, Vinnie Gognitti’nin binalarına bomba yerleştirip oradan kaçmaktadır. Aralarında bir savaş vardır.Max Vinnie’nin bulunduğu binada ilerlerken bir telefon çalar. Telefonu açar ve telefondaki kişi kimle konuştuğunu sorar ve kısa bir konuşmadan sonra telefonu kapatır. Max Vinnie’yi bulur. Vinnie’yi yaralar ama Vinnie kaçar. Uzun bi kovalamacadan sonra onu yakalar ve patronu Jack Lupino’nun yerini öğrenip yaralı halde onu bırakır ve Lupino’nun saklandığı gotik bir gece kulübü olan Ragna Rock’a gider. Kulübün mimarisinde tam bir gotik havası vardır. İçeride ise ya zombilerle ya da benzeri şeylerle ilgili kitaplar ya da video kasetler vardır. Lupino tam anlamıyla kafayı yemiştir. Max Lupino’yu öldürür ama Lupino aşırı dozda Valkyr aldığı için bu neredeyse ona iki şarjör mermiye mal olur. Bu arada oraya Don Punchinello’nun karısı Lisa’nın ikiz kardeşi ve bir kiralık katil olan Mona Sax gelir.Mona Max’e yanlış adamı öldürdüğünü ve arkadaşı Alex’i öldürtüp bunun suçunu üstüne atanın Don Punchinello olduğunu anlatır. Kardeşi Lisa, Don Punchinello tarafından sadistçe dövülen Mona da Don Punchinello’nun peşindedir ve Max’in Punchinello’nun malikanesini basıp önüne geleni öldürebileceği ve kardeşinin de öldürülebileceği düşüncesiyle Max’i kandırıp içkisine Valkyr koyar ve onu bayıltıp kaçar.
2. Bölüm: A Cold Day In Hell
Max gözünü açtığında kendisini Frank “the Bat” Niagra tarafından bir beyzbol sopasıyla Jack Lupino’nun otelinin kazan dairesinde bir sandalyeye bağlı tartaklanırken bulur. Frank kendisinden gayet emin, Max’i sandalyeye bağlı bırakıp otelin barına birşeyler içmek için gittiğini ve geri dönüp işini bitireceğini söyleyerek gider. Max kurtulur ve Frank’i öldürür. Ardından otelden ayrıldığında takip edildiğini anlar. Onu takip eden kişi Rus mafyasının lideri Vladimir Lem’dir. Max onları durdurur ve neden peşinde olduklarını öğrenir. Vladimir, Max’e bir anlaşma teklifiyle gelmiştir. Eskiden Vladimir için çalışan ve ülkeye kaçak silah sokan gemici Boris Dime, Vlad’e ihanet edip Punchinello’nun tarafına geçmiştir. Zaten Valkyr maddesinin dağıtımıyla iyice güçlenen Punchinello bu silahları aldığı takdirde Vladimir için herşey bitecektir. Bu yüzden ortak düşmana karşı birlikte hareket etmeyi teklif eder. Ayrıca Vladimir, Max gemiyi ele geçirip Boris Dime’ın kellesini de getirirse Punchinello’yu öldürmek için istediği kadar silahı da Max’e vermeye hazırdır. Max gemiyi ele geçirir ve Vlad’i büyük bir dertten kurtarır. Ancak hala Punchinello’nun evine doğrudan saldıracak durumda olmadığı için ona bir anlaşma teklif eder. Punchinello onu kendisine ait “Casa di Punchinello” adlı restorana çağırır. Ama bu bir tuzaktır. Max içeri gire girmez restoran patlamalarla yanmaya başlar. Max buradan da kurtulur ve şu anda tek yardımcısı gibi gözüken Vladimir tarafından arabayla oradan alınıp doğruca Punchinello’nun malikanesine bırakılır. Max, Punchinello’nun en azılı katilleri “Trio” tarafından karşılanır ama Max onları da teker teker öldürür. Max evde çalan bir telefonu açar ve telefondaki ses Lupino’nun otelindeki telefondan kendisiyle konuşan sesle aynıdır ve Max’e oradan bir an önce uzaklaşması gerektiğini söyler ama Max umursamaz görürnür. Punchinello’ya ulaşır. Max sonradan Punchinello’nun da bu Valkyr işinde sadece bir piyon olduğunu anlar. Çünkü Punchinello emirleri devlet ya da ondan daha büyük bir kadın tarafından aldığını söyler ve o anda içeri FBI ajanlarına benzeyen silahlı adamlar basar ve Punchinello’yu öldürür. Max onlardan kurtulur ama dışarda bir kadın ve yanında bir sürü silahlı adam onu beklemektedir ve Max’i yakalarlar. Kadın Max’e yüksek dozda Valkyr verir ve öleceğini umarak onu orada bırakır. Max bayılmadan önce kadının azğından çıkan “Cold And Steel” sözünü duyar.
3. Bölüm: A Bit Closer To Heaven
Bulunan “Cold And Steel” adlı fabrikaya gider. Ama fabrika sıradan bir çelik fabrikası değildir ve Max’in fabrikada ilerledikçe karşılaştığı silahlı adamlar da bu durumun daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Max orada bulduğu bir raporda yazan “D-6″ numaralı hangarı bulur ve fabrikanın üstündeki gizem perdesi ortadan kalkar. Ancak elini de çabuk tutmak zorundadır çünkü Max’in güvenliği aşıp fabrikanın içinde olduğu anlaşılmıştır ve fabrikanın kendini imha işlemleri başlatılmıştır. Max burada yerde kocaman bir askeri işaret görür. Bu işaret bir büyük bir “V” harfi ve ortasından geçen bir kılıçtan oluşmakta ve altında da “Valhalla Projesi” yazmaktadır. Bu işaretin değişik versiyonlarını daha önce şehrin her yerinde ve cinayet günü kendi evinin duvarında da görmüştür. Şehirdeki verisyonunda yalnızca V harfinin ortasından geçen kılıç bir şırıngayla yer değiştirmiştir . Bundan da V harfinin hem “Valkyr” hem de “Valhalla” için olduğunu anlar. Fabrikanın içindeki gizli labaratuarın birinde daha önemli şeyler öğrenir. Amerikan ordusunun bir İskandinav mitolojisinden esinlenerek Valhalla adını verdiği bu askeri projede, soğuk savaş sırasında çöldeki birliklerin tıpkı aynı adlı mitolojide olduğu gibi korkusuz, cesur, dayanıklı olmasını ve yaralarının çabucak iyileşmesini sağlamak amacıyla Valkyr adı verilen bu maddeyi ürettiğini, deneylerin başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen birilerinin ısrarla devam ettirdiğini görür. Sonra projede bir bilgi sızıntısı yaşandığını ve bazı dosyaların bir yere yollandığını görür. Sistemde verilen infaz adresi Max Payne’in New Jersey’deki evidir. Artık herşey açığa kavuşmuştur. Punchinello malikanesinde kendisini yakalayan kadının bu olayda bir numaralı sorumlu olduğu açıktır. Max fabrika patlamadan önce oradan çıkar ve Roscoe Caddesi metro istasyonunda yaşananlardan beri hiç görmediği B.B onu arar. Max buluşmaya giderken kendisini neyin beklediğini bilmektedir. Çok gizli tutulan kimliğinin birden açığa çıkması ancak içerden bilen birinin sızdırmasıyla mükün olabilirdi ve o gizli tutulan kimliğini arkadaşı Alex’ten başka tek bilen B.B’ydi. Max Payne böylece Alex’i öldüren ve suçu üstüne yıkanın da B.B olduğunu anlar. B.B, yarım bıraktığı işi tamamlamak için Max’i çağırıyordu. Max bir otoparka giderek B.B. ile buluşur. Max, B.B’yi öldürmeye çalışır ve uzunca bir kovalamaca yaşanır. Bu arada Max yine bir telefonu açar ve duyduğu ses yine aynı gizemli adamın sesidir ve adam onu şehir dışındaki bir binaya çağırır. Max B.B’yi öldürdükten sonra binaya gider ve kendisini karşılayan kişi aynı zamanda ona ilginç biçimlerde ulaşan telefonlardaki sesin sahibi Senatör Alfred Woden’dır. Woden onu Inner Circle adlı devlet için çalışan gizli örgütle tanıştırır. Ona gerçek düşmanının adını verir. Max Payne’in gerçek düşmanı daha önce Punchinello malikanesinde rastladığı Nicole Horne’dur. O da daha önceleri Inner Circle’la beraber Valhalla projesinin içinde yer almış ama hükümetin projenin başarısız olması nedeniyle ödeneği kesmeye çalışmasıyla birlikte elindeki bilgileri açıklamakla örgütü tehdit etmiş ve böylece ödenek alarak projeyi sürdürmeye devam etmiştir. Horne aynı zamanda televizyonlarda ve duvarlarda boy boy ilanları çıkan Aesir adlı şirketin de sahibidir. Woden eğer Horne’u öldürürse Max’e hakkında yapılan bütün suçlamaları düşüreceğini vaad eder. Horne, şehrin yarısından fazlasını kontrolü altında tutmaktadır ve her türlü kirli işin arkasında da o vardır. Aesir şirketi yalnızca kirli işlerini örtmeye yarayan bir paravandır. O sırada Horne’un ajanları içeriye dalıp ortalığı tarar ve Max kaçar. Ölü taklidi yapan Alfred Woden da daha sonra oradan kaçar. Aesir binasına giderek Horne’u bulur. Horne çatıda bekleyen bir helikopterle kaçmaya çalışırken Max bir paratoneri kalkmak üzere olan helikopterin üzerine düşürür ve Horne’u öldürür. Ardından da oraya gelen polislere teslim olur.
Tags: Max Payne, Max Payne bilgileri, Max Payne bilgisayar oyunu, Max Payne download, Max Payne hileleri, Max Payne indir, Max Payne nasıl oynanır, Max Payne online oyna, Max Payne oyna, Max Payne oynama, Max Payne oyunu Posted in Oyunlar | No Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Kitabın Adı: (Asansördeki Kadın)
Yazar : Helene Tursten
Çeviri : Nafer Ermiş
Yayınevi : Dharma Yayınları
İstanbul, 2006, 14 x 20 cm, 176 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944986305.
Kitabın Kısa Özeti
Ve karşınızda Helene Tursten’in ‘hayalet hikâyeleri koleksiyonu’; gerçekten tüylerinizi ürpertmesi dileğiyle…
‘Pencereden yağmurlu bir gece ve zifiri bir karanlık görünüyordu. Kendi kendime bir şarkı mırıldanarak bulaşıkları yıkamaya başladım. Birden arkamda birinin olduğunu hissettim. Çok yakınımdaydı. Birinin enseme üflediğine yemin edebilirdim. İlk önce kocamın tekrar aşağıya indiğini ve beni boynumdan öpmek istediğini düşündüm. Bu yüzden ona yaslanayım diye geriye doğru kısa bir adım attım. Az kalsın düşüyordum, çünkü orada beni bekleyen kaslı bir göğüs yoktu. Camlı veranda bomboştu.’
İsveç’in en çok okunan yazarlarından Helene Tursten’den on bir esrarengiz, tüyler ürpertici ve gerilim dolu öykü:
Her dolunay zamanı bir hastanenin asansörüyle alt kata inen kadın ve onunla iletişim kurmak isteyen hemşirelerin maceraları…
İsveç’in bir adasına tatile giden iki çiftin, kaldıkları pansiyonda yaşadıkları… İskoçya’ya tatile giden bir çiftin kaldığı,30 yıl önce yanmış olan ev ve sahibesi…
Aniden ölen bir kadının, kocasının kalan hayatını mutlu kılmak için diğer âlemden yaptığı akıl almaz yardımlar…
Tags: Asansördeki Kadın çevireni, Asansördeki Kadın çevirisi, Asansördeki Kadın kitabı, Asansördeki Kadın kitabının özeti, Asansördeki Kadın kitap bilgileri, Asansördeki Kadın kitap özeti, Asansördeki Kadın kitap özetleri, Asansördeki Kadın romanı, Asansördeki Kadın satın al, Asansördeki Kadın yayınevi, Asansördeki Kadın yazarı, Asansördeki Kadın yorumu Posted in Kitaplar | No Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Kitabın Adı: (Avrupa Komplosu Babil’in Dirilişi Cilt 3)
Yazar: Bob Phillips
Çeviri:
Yayınevi: Neden Kitap
İstanbul, 2006, 14 x 20 cm, 352 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9752541208.
Kitabın Kısa Özeti
.. Talon Araplardan oluşan terörist grubuna, bu saldırının 11 Eylül uçak saldırılarını bile gölgede bırakacağını, tarihin en büyük terörist saldırısı olacağını söylemişti. Onun bu sözleri Arapların çok hoşuna gitmişti. Teröristlerin her birine aile desteği olarak verilen 500.000′er dolar da cabası…
… Murphy, başlığı ‘Yeniçağ Hareketi’ olan kâğıda baktı. ‘Benim tahminim Dr. Anderson araştırmalarını biraz daha genişletmiş, ‘ dedi düşünceli bir ifadeyle. ‘İncil’de Nimrod, Tanrı’ya karşı olan bütün mezheplerin babası olarak biliniyor. Babil Kulesi’nin Tanrı’ya karşı gelmek için kullanılmasını teşvik ettiği söylenir. Birçok gizemli antik din onunla bağlantılıdır ve Kabalizmin gelişmesinde rol oynamıştır. Bugün haberlerde duyduğun gibi. Ayrıca Gnostizm ve Tapınak Şövalyeleri, Gül Haçlılar, Farmasonlar ve İlluminati gibi gizli dernekler de bundan türemiştir.
Dr. Anderson, araştırmalarına Madam Blavatsky ve Teozofi Derneği ile başlamış ve köklerinin Nimrod’a kadar ilerlediğini ortaya çıkarmıştır.’…
Tim Lahaye ve Bob Phillips Babil’in Dirilişi serisinin üçüncü kitabı Avrupa Komplosu’nda soluk soluğa okunan başka bir macera sunuyor. Kahramanımız Murphy, Bağdat’a kadar uzanan bir karmaşanın içinde buluyor kendini…
Avrupa Birliği ve petrol komplolarından Babil’in tekrar yaratılma özlemine, gizemli antik dinlerden şifreli metinlere, Gnostiszm’den gizli örgütlere kadar tüm yap-boz parçaları başarılı bir kurguyla kitabın içine yerleştirilmiş.
(Tanıtım Yazısından)
Tags: Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 çevireni, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 çevirisi, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 kitabı, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 kitabının özeti, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 kitap bilgileri, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 kitap özeti, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 kitap özetleri, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 romanı, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 satın al, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 yayınevi, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 yazarı, Avrupa Komplosu Babil'in Dirilişi Cilt 3 yorumu Posted in Filmler | No Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Kitabın Adı: (3. Derece)
Yazar : James Patterson
Çeviri : Murat Sağlam
Yayınevi : İnkılap Kitabevi
İstanbul, 2004, 14 x 20 cm., 302 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9751022061.
Kitabın Kısa Özeti
Dedektif Lindsay Boxer, komşusunda şiddetli bir patlama meydana geldiğinde evin olduğu sokakta koşu yapmaktadır. Bir internet milyonerine ait olan ev bir an içinde alevlerin arasında kaybolur. Lindsay canlıları kurtarmak için içeri girdiğinde üç ölüyle karşılaşır, evde yaşayan bir bebek ise kayıptır. Olaydan hemen sonra San Francisco Polis Departmanı’na Lindsay için gizemli bir mesaj bırakılır.
Önemli bir işadamı, katil tarafından bırakılmış bir başka mesajla birlikte ölü bulunur. Lindsay, arkadaşları tıbbi müfettiş Claire Washburn, Yerel Savcı’nın Asistanı Jill Bernhardt ve Chronicle’da gazeteci olan Cindy Thomas’la birlikte bu cinayetleri kimin işlemiş olabileceği ve katilin neden üç günde bir birini öldürdüğü konusunu düşünmektedir.
Daha da korkutucu olanı; katil kendilerine Kadınların Cinayet Kulübü ismini veren dört arkadaştan birini kendine hedef seçmiştir. Acaba hangisini?
Araştırma yoğun bir şekilde sürerken, Lindsay davayla ilgilenen federal görevliyle çok yakın çalışmaktadır. Aynı zamanda, Kadınların Cinayet Kulübü’nün bir üyesinin hepsini yok edebilecek kadar tehlikeli ve inanması zor bir gerçeği sakladığını öğrenir.
Son on yılda çok satan gizem serileri, Kadınların Cinayet Kulübü’nü anlatan ve James Patterson’un ölüm hakkında en çok sevilen öykülerinden biri olan 3. Derece’yle tekrar yükselişe geçiyor.
Tags: 3. Derece çevireni, 3. Derece çevirisi, 3. Derece kitabı, 3. Derece kitabının özeti, 3. Derece kitap bilgileri, 3. Derece kitap özeti, 3. Derece kitap özetleri, 3. Derece romanı, 3. Derece satın al, 3. Derece yayınevi, 3. Derece yazarı, 3. Derece yorumu Posted in Kitaplar | No Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Kitabın Adı: (Av Kuralları)
Yazar: John Sandford
Çeviri: Boğaç Erkan
Yayınevi: Ankira Yayıncılık
Ankara, 2006, 14 x 20 cm, 368 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9758387499.
Kitabın Kısa Özeti
Etkileyici ve şaşırtıcı…
Gerilimin doruklarda olduğu bir kitap. Her sayfasına bayıldım.
-Stephen King
Katil, deli olmasına rağmen son derece zekiydi.
Öldürdüğü her kadının üzerinde notlar bırakmaktaydı. Av Kuralları: Asla tanıdığın birisini öldürme. Asla bir motifin olmasın. Asla aşikâr bir düzenle hareket etme…
Hastalıklı ölüm oyununda kullandığı kurallar.
Ancak onu yakalamak için işe koyulan dedektif Lucas Davenport, oyunu onun kurallarıyla oynamaya pek de niyetli değildi.
Ürkütücü, unutulmaz, insanın kanını donduran bir gerilim… Av Kuralları öylesine korkutucu ki, insan sayfaları çevirmeye bile korkuyor. Öylesine büyüleyici ki, duramıyorsunuz… Sürprizlerle dolu bir şaheser.
- Carl Hiaasen
‘Çok uzun bir zaman boyunca unutamayacağınız bir polis ve bir katilin, etkileyici hikâyesi.
-Robert B. Parker
Av Kuralları, NY Times Bestseller listelerinde en üst sıralarda boy göstermiş bir roman ve yazarın ikinci, Av serisinin ise ilk kitabı. Bu kitabın ardından John Sandford Av serisine devam etti ve 15 roman daha kaleme aldı. Ana temaları Lucas Davenport isimli polis dedektifinin üzerine kurulu bu romanlar, birçok dünya diline tercüme edildi ve yayınlandıkları ülkelerde büyük başarı kazandılar.
John Sandford’un önemli başarı yakaladığı Av Serisi haricinde yayınlanmış sekiz kitabı daha var ve bu kitapların çoğu en az Av serisi romanları kadar ilgi çekiyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Tags: Av Kuralları çevireni, Av Kuralları çevirisi, Av Kuralları kitabı, Av Kuralları kitabının özeti, Av Kuralları kitap bilgileri, Av Kuralları kitap özeti, Av Kuralları kitap özetleri, Av Kuralları romanı, Av Kuralları satın al, Av Kuralları yayınevi, Av Kuralları yazarı, Av Kuralları yorumu Posted in Kitaplar | No Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Mayıs 5th, 2009 / Author: admin
Kitabın Adı: (Baba’nın İntikamı)
Yazar: Mark Winegardner
Çeviri: Pınar Öcal
Yayınevi: 1001 Kitap
İstanbul, 2007, 14 x 20 cm, 452 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
Kitabın Kısa Özeti
Mario Puzo’nun olay yaratan destanını kaldığı yerden devam ettiren, ödüllü yazar Mark Winegardner Baba’nın İntikamı’nda, Corleone ailesine organize suç ve politika sahnesine çıkarıyor.
Amerika’nın en büyük suç ailesinin nefes kesici macerası.
‘İlkinden birkaç saniye sonra, Santiago’nun ikinci kurşunu da ABD Başkanı’nın boynunu sıyırdı. Başkan geriye doğru kaykıldı, gözleri kocaman olmuştu. Gözlerinden şaşkınlık, korku ve acı okunuyordu. Boynundan kan fışkırdı.
İki Gizli Servis timi harekete geçti - bunlar görevi hedefin üzerine kapanmak olan, ama o anda aşırı bir gayetkeşlikle hedefe boş verip saldırganı saf dışı bırakma emri alan ekiplerdi.
Bir ajan, Santiago ile Başkan’ın arasına daldı ama üçüncü kurşun onu ıskalayıp Başkan’ın omzuna isabet etti ve başkan olduğu yerde dönerek onu tutmak üzere olan ikinci ajandan uzaklaştı.
Birleşik Devletler başkanı ölü olarak havuza düşmüştü.’
(Tanıtım Yazısından)
Tags: Baba'nın İntikamı çevireni, Baba'nın İntikamı çevirisi, Baba'nın İntikamı kitabı, Baba'nın İntikamı kitabının özeti, Baba'nın İntikamı kitap bilgileri, Baba'nın İntikamı kitap özeti, Baba'nın İntikamı kitap özetleri, Baba'nın İntikamı romanı, Baba'nın İntikamı satın al, Baba'nın İntikamı yayınevi, Baba'nın İntikamı yazarı, Baba'nın İntikamı yorumu Posted in Kitaplar | No Comments »
Add this post to Del.icio.us - Digg
Nisan 7th, 2009 / Author: admin
- diyorum ya söyleyecek pek sözüm yok
- neden kendine bu derece yükleniyorsun?
- Ölcez gitcez.. koyver gitsin!
Bir süre sessizce karsısında duran genç adama baktı.ne cevap vereceğini kestiremiyordu.Karşısında tamamen karamsarlığın kara kefenine bürünmüş birine ne söylenebilirdi ki? Dudaklarından dökülecek herhangi beyaz sözcük en fazla grileştirebilirdi sıkı sıkıya sarındığı kefeni.. Aralarında ki suskunluk payı arttıkça cümleler kelimelere , kelimeler harflere dönüşüveriyordu.
Gözlerin kaçamak çarpışmaları haricinde çıkan tek ses radyodan gelen müzikti.Huzursuzca yerinden kalkıp, mutfak dolaplarını karıştırmaya başladı.
- Bisküvi ister misin?
- Hayır , sağol
Yine bilindik karabasan gibi üzerlerine çöken sessizlik.Birşeyler söyleme ihtiyacı öylesine baskındı ki, aksilik bu ya tek bir cümle aklına gelmiyordu.Herzaman davranmış olduğu gibi zaten öncesinden de cevabını bildiği soruları soracak, ve unutmuş numarasına yatacaktı.Kurs nasıl gidiyor? Hala devam ediyor musun? İşler nasıl? Göz doktoruna gittin mi tekrar? Bu duruma tekrar dönüşmesine büsbütün canı sıkılıyor, genç adama belli etmemek için sacma sapan meşguliyetler uyduruyordu kendine.
- kahve içersin ama değil mi?
- Olabilir…
Kahveleri hazırlayıp yerine kurulduğunda sessizlik yine tutmuştu eteğinden ısrarla çekiştirmekteydi.O’na taraf bakmadan;
- Kurs nasıl gidiyor?
- Gidiyoruz işte, işten dolayı bir kaç derse giremedim.Dondururum herhalde.. bilmiyorum şimdilik.
- Hımm … anladım…
Bu kadarcıktı işte! İletişim sorunu olan bir tek sen değildin ki?! Söylenecek sözünün pek olmaması, bir önce söylediğin ile bir sonra ki cümlenin aykırı duracağı , en çokta kendinle çelişmek sadece sana ait değildi ki.. Yanında oturup , ağır yudumlarla kahvemi içen etten yontu çamuruda aynıydı, farkında değil miydin? Ama yine de hem bekliyor , hemde korkuyordun harflerin kelimelere dönüşüp, cümlelerce yol almasından.Korku muydu sadece suskunluğun diğer adı? Neyden bu denli ürküyorduk?Çok mu yıpratmıştık kendimizi ,düne ait ilişkilerde? Her olumsuz cümlelerin ardından imla kılavuzuna eklemeye aday “zaman” ekleniyordu.Ne tam nokta, ne ünlem , ne soru işareti , ne de üç nokta gibiydi o “zaman”.. hepsinden biraz eklemişti bünyesine sanki.Ve .. sabır yineleniyordu iç sesten avaz avaz, yankıları duyuluyordu ekosu bedeninin içinde bir tepeden , bir tırnağa kadar…
- bizde de iş yok.. kriz kriz diye kıçlarını yırttılar, herkes krizi yaşamazken bile o psikolojiden tedirgin paronayaklara dönüştü.
Gülümseyerek baktı sadece Manet’in tablosundan çıkmış genç adam. Hay aksi şeytan!
- saatte epey geç olmuş…
- hıı.. evet. Sen erken kalkacaksın. Ben kalkayım en iyisi..
“İstediğin oldu mu? Tam da saatten bahsedecek zamandı! Kovsaydın direk , daha iyi olurdu!” Çoklu iç sesleri durmaksızın söylenip duruyor, hiçbirine açıklama yapamıyordu.Haksızlığın bilincinde yalvaran gözlerle bakıyordu iç seslerine.Susacak gibi değillerdi.Genç adam ağır ağır yerinden kalkarken yerine zamkla yapıştırmıştı sanki birileri.Sahte bir omuz silkişler,
- oturuyorduk ama sen bilirsin …
sözcükleri dökülüvermişti birden ağzından çenesine doğru yakarak inen asitten salya gibi. Artık dönüşü yoktu. Çoklu iç sesleride hüzne sarınmış, üzgün gözlerini dikmişlerdi kendisine sessizce.Yanımda olmanı istiyorumlar, beraber uyusaklar, seni özlüyorumlar kanat çırpmaya başlamışlardı çoktan ruhunun giriş izni olmayan ülkesinde ki kilitli şatosunda.Kısacık uğurlama merasiminde şatonun penceresinden içeri salıverdi sevdiği kokuyu.
- Kendine iyi bak, görüşürüz
- Sende … dikkat et.
Son bir gülümseyiş takılı kaldı dudaklarında genç adamın ve … gitti.Kapıyı kapattıktan sonra bile yerinden uzunca bir süre kıpırdamadan durdu.Derin derin soludu ,görünmeyen moleküllerde ki o çok sevdiği kokuyu.Gözbebeklerine kurulan zemheri siyahı yalnızlık, kızıl bir hazanla sevişirken, eklendi son imla:”zaman…?!.”
|
|